DİNLEYİNİZ: http://soundcloud.com/at-lkunst/at-lkunst-seslendirme-at-lyesi
ATILKUNST
- Ayak Divanı
- İstanbul, Turkey
- ‘GÜNDEM FAZLASI’ Gündeme müdahale Atılkunst’un varoluş alanıdır. Türkiye ve dünya gündemini takip eder, sözünü öncelikle sanal ortamda yayar. Sanal çıkartma istifcisidir. Bu amaçla, haftada bir gündem fazlası başlığı altında ürettiği sanal çıkartmaları mümkün olduğu kadar çok kişiye iletir. Gündem fazlası Dünya ve Türkiye gündemine eklemlenen atılkunst sözüdür. İnternet üzerinden yayılmayı amaçlar. İsteyen basıp yapıştırabilir. 'SURPLUS OF AGENDA’ To comment on current agendas is the existence ground for Atılkunst. The group follows national and global agendas, circulates its ideas by using internet media. Atılkunst is a virtual sticker stocker. With this aim, once a week, under the title of “agenda excess” virtual stickers are sent by e mail. Agenda excess is atılkunst’s way of commenting on what’s going on. It aims to spread through internet media. These stickers can be used by anyone who would like to stick them. atilkunst@gmail.com
23 Aralık 2011 Cuma
AtılKunst Seslendirme Atölyesi
DİNLEYİNİZ: http://soundcloud.com/at-lkunst/at-lkunst-seslendirme-at-lyesi
15 Eylül 2011 Perşembe
'Modernleşmiş Sesli Hizmetler Yan Sanayi-i'Sesli Tur WESTERN/MODERNIZED AUDIO SERVICE SUPPLY ANCILLARY INDUSTRY' AUDIO TOUR
Tuval üzerine yağlıboya
Oil on canvas100 x 100 cm
Balıkçı Dükkânı
FishmongersTuval üzerine yağlıboya
Oil on canvas
73 x 116 cm
My Hell, 1951
Tuval üzerine yağlıboya
Oil on canvas205 x 528 cm
“Paper, Mister?”, 1986
Tuval üzerine yağlıboya
Oil on canvas200 x 160 cm
-------
10 Eylül 2011 Cumartesi
"Cityscale" / "Şehir Ölçeği" / Siemens Sanat / İstanbul 13.09.2011
Küratörler: Françoise Heitsch, Deniz Erbaş
Danışman Küratörler: Beral Madra, Dr. Cornelia Osswald Hoffmann
Bu sergi, Bayerische Staatskanzlei ve City of Munich Department of Arts and Culture işbirliğiyle gerçekleştirilmektedir.
28 Şubat 2011 Pazartesi
artchive: çağdaş sanat belleği
Atıl Kunst
Gülçin Aksoy, Yasemin Nur Toksoy ve Gözde İlkin´den oluşan, onların farklılıklarından ve benzerliklerinden beslenen Atıl Kunst bir birey gibi fakat bir birliktelik içinde üretiyor kendini. Gündem Fazlasi basligi altinda haftalık yayınladıkları ve e-posta yolu ile dolaşıma sundukları çıkartmalar, medyanın ve Türkiye gündeminin özeline yönelik yorumlar, çıkarımlar, yeniden üretimler içeriyor. Her çıkartma kendi başına ve biriktirildikleri ölçüde, birlikte, gündenin ve gündemin belleğini tutuyor, birer göstereni oluyor. Kimi zaman oldukça kötü bir estetik ile, kimi zaman incelikli bir ironi ile oluşturulmuş çıkartmalar gündemin oyuncakları ile bazen sert bazen işveli, bazen düz bazen dolambaçlı, bazen aleni bazen gizli kapaklı ilişkileniyor.
Atıl Kunst, gündeme bakıyor. Gündeme ve gündemin ürettiklerine. Dahası gündemin sakladıklarına, ardında bıraktıklarına. Bunu, sanatçı bakışını tüketimci bakışı ile birleştirerek yapıyor. Salt bir geriçevirme, kendine yansıtma değil, medyanın bileşenlerine kendini maruz bırakarak öznelliğini oluşturuyor. Yeri geldiğinde medyanın göz boyama taktiklerine atıfta bulunuyor, yeri geldiğinde bu taktiklerin birer hedefi olarak yanıt veriyor. Sadece politikanın nabzını değil, gündenin nabzını tutuyor. Biraraya getirdikleri, ilk başta birbirinden bağımsız gibi görünse de, onların sessiz ilişkilerinin işaretlemesini yapiyor. Gündem Fazlası, salt bir isaretlemenin ötesinde görsel ve dilsel yeniüretimleri biraraya getiriyor.
Atıl Kunst sadece medyanın görüntüler kümesi ile iştigal etmiyor, gündemde olan konuların, kavramların semiyolojisine eğiliyor. Bu eğilme, eklemlenmiş görüntülerin yazı ile tamamlanmasının yanısıra, dilin de bölünüp çoğaltılmasını içeriyor. Örneğin anayasa değişikliklerinin gündemi kapladığı bir dönemde Atıl Kunst anayas kelimesini üretiyor. Bu kelime yapısal ve içeriksel olarak anayasa düzenlemelerinin içinde bulunduğu duruma kısa ve net, özlü ve propogandasız bir yorum getiriyor. Basit bir kelime oyunundan çok katmanlı anlam üretiyor. Atıl Kunst sadece medyada yer alan görüntüler ile oynamıyor, kendisi görüntü üretiyor. Kendi fotoğrafladıklarını, kolajlarını da katıyor üretiminin içine, kendi dil oyunlarını, medyanın kavram bombardımanından beslenerek şekillendiriyor. Geçici olarak yoğun tüketime sokulmus tanımlamalar ile dans ediyor, sorguluyor ve sorgulatıyor. Kendi imgelerini üretiyor, gündemin üzerine giydiriyor. Gündemin imgelerini cılızlaştırıyor, kendi üretimini doyuruyor. Dolayısıyla, sürekliliğin yapıtaşı olduğu bu girişimde Atıl Kunst kendi sürekliliğini farklı katmanlarda üretiyor. Bir başka deyiş ile, üretimlerinin pragmatik yapısı (her hafta üretilen etiketler) içeriği, görsel ve dilsel sorgulamayı canlı tutuyor. İşin sürekliliği, ön-üretim ve üretimin sürekliliğini beraberinde getiriyor. Atıl Kunst sürekli besleniyor ve besliyor. Beslenmesini tek kanaldan yapmıyor, görsel sanatların dışına çıkıyor, bilim ve edebiyattan besleniyor, bu beslenmeyi kendi alanına taşıyor. Disiplinlerarası pratiğinde izleyicisi için prospektüs oluşturuyor (1), iki kule arasına mahya asıyor (2). Kendi disiplininde, kendi sınırlarının, beklentilerin dışına çıkıyor estetik ile oynuyor görsel üretimin kalıplarını zorluyor. Bu devinim içerisinde tekil bir forma, iki boyutlu bir mekana bağlı kalıyor. Sanal ortamda çıkartmalar için belirlediği ölçülere mütabık kalarak üretim yapıyor. Yeni bir mecrada o mecranın sınırlarında o mecranın ötesine geçmeye göz kırpıyor. E-posta ile dağıtılan çıkartmaların akibeti için sınırlama getirmiyor. İzleyicisini ve bir anlamda katılımcısını edimsel ve düşünsel olarak serbest bırakıyor. Katılımcı, kendi tepkisi ve duruşundan mesul oluyor. Israrsız bir çağrı yapıyor Atıl Kunst, farkındalık alanını genişletmek, yaşananlardan ve çevreleyenlerden sorumlu olmak adına. Kendi duruşunu, kendi sesini, üretkenliğini paylaşıyor, açıkca. Atıl Kunst´u devrimci bir internet girişimi olmanın ötesinde kullandığı medyum olan interneti mecralaştırarak, iki boyutlu bir düzlemi çok boyutlu bir üretime taşıyor. İmajı bir üst deri gibi kullanarak içeriği bedenselleştirirken, sanatı hem bir düşünce, hem itki, hem de tepki olarak üretiyor.
Atıl Kunst yeni ve hızla içkinleşen bu mecrada kendini var ediyor, bu varoluşu sergi alanlarına taşıyor, naklediyor. Internetin dolaşım kapasitesini medyanın egemenliğine karşıt alıyor, bilmediğine, tanımadığına dokunuyor. Bu temasın geri dönüşleri sanal ortamın ara yüzünü açımlıyor: maddesiz bir maddecilikte maneviye yer açıyor. İzleyicisi katılımcı olduğunda Atıl Kunst üç sanatçıdan oluşan bir birlikteliğin ötesine geçiyor.
(1) Bknz. http://www.mtaar.org/en/atilkunst-gundem-egzersizleri
(2) Atıl Kunst, 2009 yazında Berlin’in önemli sanatçı ağırlama kurumlarından biri olan Künstlerhaus Bethanien’ın iki kulesi arasına ‘Sadede Gel’ yazan bir mahya asmıştır. Işıklı olarak tasarlanan mahya bürokratik engellemelerle karşılaşmış, politika yaptığı öngörüldüğünden uzun bir bekleme sürecinden geçmiştir.
Fatoş Üstek
artchive çağdaş sanat belleği'nde yer alan her türlü içerik, ilgili sanatçılara aittir ve izinsiz kopyalanamaz.
8.12.2010 Workshop:“Atılkunst Multi Identity Agenda Stage”









8.12.2010 Workshop
“AtılKunst Çok Kimlikli Gündem Sahnesi”
“Atılkunst Multi Identity Agenda Stage”
Goethe Institute Atatürk Bul. 131 06640 Bakanlıklar- Ankara
7.12.2010 Panel:Gündeme Karşı Sanatçının Tavrı

“Gündeme Karşı Sanatçının Tavrı”
“Artist’s Face Toward the Political agenda” Moderator: Zeynep Yasa Yaman
Speakers / Teilnehmer: Gülçin Aksoy, Gözde İlkin, Necla Rüzgar, Yasemin Nur Toksoy, AtılKunst
10 Aralık 2010 Cuma
TekZİP zip dosyası
SERGİ “TekZip” 7.12.2010 – 7.1.2011
Sanatçılar: Gülçin Aksoy, Gözde İlkin, Yesemin Nur Toksoy, AtılKunst, Necla Rüzgar
Bu sergi ortak tek bir görüntünün tekziplenmesinden oluşmuştur. Bu görüntü yaşanan deneyimin belgesidir.
Gözde İlkin yaşanan deneyimi “YAKAlanma” kelimesinin ikili anlamı üzerinden görselleştirmiştir. YAKAlanmak burada hem bir statü-kimlik göstergesi hem de suç üstü yakalanma durumunu göstermektedir.
Gülçin Aksoy tekzip 1’de, başbakanlık önünde gerçekleşemeyen fotoğraf çekme eylemini yanılsama yoluyla gerçek kılmıştır. Tekzip 2’de aynı mekana bu defa kat kat eklemeler yaparak, beton yığınlarını yanıltıcı, şeffaf, kırılgan ve inşa halindeki ülke manzarası haline getirmiştir. Tekzip 3’de arka planda yaşanan olayı karartıp yokederek, bir kimliksizleştirme ortamı yaratmıştır.
Necla Rüzgar, tekzipin varlık alanı olan basılı yayınları (gazete v.s.) mekan olarak kullanmıştır. Aynı görüntüyü tekzipin alanına yerleştirerek, metaforik imgelerle varlık ve yokluk arasında tedirgin bir noktada bırakmıştır.
Yasemin Nur Toksoy yaşanan durumu araştırmacı-gazeteci tavrı ile irdelemiştir. Olayın yaşandığı güne ait tüm ses kayıtlarını deşifre ederek, haber değeri taşıyan olayı, sondan başlayarak açıp sanatçıların yetkili ağzından bir gazete kupürü olarak görselleştirmiştir.
AtılKunst ise “gerçektir” adlı müdahalesinde görsele “Örnektir Geçmez” şablon baskısını ekler. Böylece görselin ve gerçek deneyimin olağan örneklerinden biri olduğunu ve sonsuzca tekrarlanabileceğini vurgular.
Bu sergi gündemde bilginin oluşma ve dağılma sürecini görselleştirmektedir. Bu bilgi aynı zamanda “Zip” dosyası
olarak elektronik posta yoluyla iletilmiştir.




















